MUALLA’DAN ÖNCESİ – Kahrolsun Mualla!

                                  Mutlu insanların hikayesi olmaz.

Merhaba ben Gökhan Karaarduç. Benim de bir hikayem var.

Ama önce birazcık geçmişe gidelim…

Mualla Öncesi Dönem Çılgın Üniversite!

Ben kendimi bildim bileli hep özgüveni sıfır olan bir çocuktum. Özellikle de kadınlara karşı. Lise zamanlarımda bırakın bir kadınla flörtleşmeyi, okulda nöbetçiyken başka sınıflara girmeyeyim diye okula gitmek istemiyordum. Neden? Çünkü tanımadığım insanlar vardı ve ben nedense her zaman çekinirdim.

Kısacası Lisede sevgilim oldu dersem yalan olur, çünkü en fazla flörtleşmem mesajda ‘Seni Seviyorum’ yazmaktı.

Neyse çok şükür ki kurtuluyordum liseden. Her zaman tembel bir öğrenciydim ve Üniversiteyi kazanabileceğimi düşünmüyordum bile. Derken zaman öyle hızlı geçti ki yerleştirme sonuçları açıklanmıştı bile. Ben öncelikle ‘Uluslararası İlişkiler’ sonrasında da ‘Kamu Yönetimi’ yapmıştım tercihlerde. Fakat gelin görün ki sonuçlara baktığımda neye şaşıracağıma şaşırdım. Çünkü öncelikle Üniversiteyi kazanmıştım. Kazandığım şehir henüz hangi bölgede olduğunu bilmediğim şehir olan Uşak’tı. Sonra buna şaşırırken kazandığım bölümün yazmadığım bir bölüm olduğunu anladım ve son tercihim tutmuştu. Meğerse yanlışlıkla Uşak Üniversitesi Kamu Yönetimi yazacağıma İktisat bölümünün kodunu yazmışım. Ve son olarakta Kamu Yönetimi yazsaydım yerleşemeyeceğimi öğrendim ve son şaşırmayı da atlattıktan sonra heyecanlanmıştım. Çünkü hayalini bile kuramazken artık Üniversiteli olmuştum.

Yalnız şöyle bir durum vardı. O sıralar bir kadına aşık olmuştum. Yıllarca tanışıyorduk, sürekli beraberdik fakat hiç sevgili olduktan sonra görüşmemiştik. Sonra beni aldattığını öğrendim ve kendimi toplamam hiçte kolay olmamıştı. Çünkü gerçekten sevgiye inanıyordum, saftım. Neyse karışık bu biraz.

Üniversiteli olmama dönelim. İlk defa aileden uzak bir şehire gidecektim. Biraz korkuyordum ve biraz da heyecanlıydım. Ve o gün geldi çattı…

Bu arada ben Özgüvenli olmuştum bile. Artık eskisi gibi korkmuyordum. Bu yüzden Hızlı bir üniversite hayatı yaşayacaktım. Sınırsızca alkoller içip, sabahlara kadar eve gelmeyecektim. Üniversite kapısından içeri girdiğin andan itibaren kadınlar senin üstüne atlayacaktı. Bla bla gibi şeyler hayal ediyordum. Çünkü Üniversite okuyan herkes böyle bir hayattan bahsediyordu.

Ama hiçte hayal ettiğim gibi olmadı. 500 kişilik erkek yurdunda buldum kendimi. Üniversite kapısından içeriye girdiğim zaman da kadınlar falan atlamadı üzerime. Derse girdim çıktım. Liseden bir farkını görememiştim. Döndüm o 500 tane erkeğin kaldığı yurda geri. Ama yurt ortamı güzeldi. Sevmiştim.

Sonra 4. Sınıf olan oda arkadaşım bana ilk gece bazı tüyolar verdi. Fotokopici piyasası epey iyiydi o şehirde. Ve kendisi de fotokopi işi yapıyordu bir fotokopicide. İkinci gün ben de tanıştım ve fotokopi sektörüne o an adım atmıştım. Hemencecik kafamı kullandım ve daha ilk haftadan sınıftatakiler birbirlerinin isimlerini bile bilmezlerken ben fotokopi piyasasında rüzgar estirmeye hazırdım. Ki öyle de oldu. Bir anda ciddi rakamlarla paralar kazanmaya başladım. Hızlı bir şekilde popülarite kazandım ve sadece bizim sınıf değil okul tarafından tanınmaya başlamıştım. İşler tahminimden de iyi gidiyordu. Sonra hayal ettiğim üniversite hayatının içinde buldum kendimi. Sabahlara kadar Clupta alkoller içip hunharca eğleniyorduk. Ve bu sırada hayatıma hızlı bir şekilde kadınlar girip çıkıyordu. Bir süre sonra isimlerini unutmaya başladım zaten. Tam da anlattıkları gibi bir Üniversite hayatıydı yani.

Aynı zamanda da üniversitenin bütün kulüplerinde bir şekilde yer alıyordum. Fakat en çok Binicilik Kulübünde yer alıyordum. Sonra kendimi atların arasında buldum. Biniş dersleri alırım düşüncesiyle gittiğim bu kulüpte biniş dersleri vermeye ve engelli çocukların rehabilitasyonunda bulunmaya başlamıştım. Fakat ironik olan şu ki, Ata binmeyi ben bilmiyordum. Biniş eğitimleri vermek üzerine eğitimler alıyorduk. Sonra dönüp baktım ki, fazlasıyla hızlı geçen 1 sene geride kalmış. Yaz tatiline hazırlanıyorduk. Bu arada bizim yurtta odalar arası buluşmalar yapıp uzun uzun muhabbetler etmek çok keyifliydi. Yine bir gün Maliye okuyan arkadaşlarımla mubabbet ediyorduk. Bir arkadaşım, Sınıf arkadaşı olan Mualla isminde bir sınıf arkadaşından bahsediyordu. Enerjisinden, güzelliğinden..

Sonra ertesi gün merak ettim ve Facebook’tan arkadaşlık isteği gönderdim. Kabul etti. Neden eklediğimi bilmiyordum, sadece eklemiştim. Uzunca bir süre birbirimizi takip etmeye başladık fakat hiç konuşmadık.  Bir gün bir mesaj attım ve cevap verdi.

Gökhan: Merhaba.

Mualla: Merhaba.

Ve asıl hikaye başladı…

 

 

 

 

İletişim: gezgindervis1

Category : Genel
Tags :